Elimden tutanım sahip çıkanım,elimi tutup hiç bırakmayanım.Her düştüğümde elimden tutup kaldıranım.Yok ki bir şifresi bu hayatın herkesin DNA sı farklı kodlu bu hayatta.Kimse kimseden ne iyi ne de kötü ne de üstün.

Benim ki sadece sahiplenilmek ve kıymet bilmek.Kıymet bilen üzmez,üzen kıymet bilmez (Dedemden alıntıdır:).)                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

fotoğraf (36).JPG

@GaziEvranos cad./Yeşilköy

Bu fotoğrafı çektirdiğimizi anı çok net hatırlıyorum:Bir bayram günüydü ve fotoğraf çektirmek için bahçeye inmiştik.Dedem özellikle arabanın önünde de fotoğraf çektirelim demişti.

Ben: Neden dede? Demiştim

Dedem: İleride bakar beni hatırlarsın Japon demişti.(Ben çocukken çekik gözlü olduğum için dedem bana Japon derdi.)

Şimdi bir ben değil herkes senin gibi birini tanısın, ansın diye yazıyorum bu yazıyı dedem .Çünkü bir insan unutulursa, asıl o zaman ölmüştür bu hayatta.

Zira bir adam düşünün ki sadece kızına değil,kızının kızına babalık yaptı bu  kısacık ömründe ama hep dede dedim…

(ps:öyle olması gerekiyormuş öyle olmuş;Devşirme gibiyim,şartlar koşullar onu gerektirdi napabilirim,şansızlığım şansım oldu bir yerde.Anamla babamın kızıyım ama dedemle anneannem tarafından yetişirildim.2 ailem oldu biri anneannem-dedem biri anamla babam,dedemle anneannemi kaybettim..)

--------------------------------------------------------

 

 

 

 

 

 

 

fotoğraf (34).JPG

 

 

İnsanın karısı kalbinin yarısı.Rağmen ‘li sevgi bu olsa gerek. Seni seviyorum çünkü,seni seviyorum ama,seni seviyorum fakat ,seni seviyorum söylemedim,söyleyemiyorum,seni seviyorum şöyle de böyle de …yok.50 yılı aşmış koca bir evlilik yeri gelmiş en iyi şartlarda yeri gelmiş 1 ekmeği paylaşmışlar.İyi günde de kötü günde de devam etmişler.Hayat bir yerde de seçtiğin adamdır,seçtiğin kadındır galiba.O adamı adam yapan o kadın,o kadını kadın yapan o adam.

Olaydı anlatamadık gitti.Anneannemi istemeye gelenler,sırf gelinliği ile evden çıkarken görebilmek için kapıya gelmişler.Dedem bu tabi durmamış,seccadelerden duvar ördürtmüş de öyle bindirmiş arabaya.

Bir keresinde o istemeye gelenlerden birini dedem İstanbulda görmüş (bu arada karşılıklı her iki taraf da çocuk –torun sahibi,gelmişler 60lar yaşlarına).Yanımda küplere binmişti.

Dedem:Nerden de çıktı bu adam ,zaten sevmezdim!

İyi idi yahu bu evlilik ,güzeldi,güzel günlerdi,neşeli günlerdi…

Bir adam düşünün ki;karısının rujuna varıncaya kadar seçip alıp geldi.Benim karım bu en son çıkan kumaşlardan elbise giyecek diyip alıp da gelirdi.

(-Hacı Beyin karısı hep şık ,hep uyumlu olmalı)

Bir kadın düşünün ki;kocasının işe giderken her gün paltosunu tutup,uğurladı.Son gününe kadar gömlekleri hep kolalı idi.Sofrasını hep özenle hazırlayıp,o gelmeden hazır ederdi.

(-Hacı hanımın kocası pejmürde geziyor dedirtmem!)

Bir kadın düşünün ki,o adama en kötü lafı kızınca:Daş kafalı!demek…

Bir adam düşünün ki,o kadına en kötü cevabı:Başlatma şimdi Hacı deyzenin şarap çanağından! demek..

Ben böyle bir şeyin içinde büyüdüm,böyle de şeyler gördüm bu hayatta.

fotoğraf (21).JPG

Tek kızımın tek kızısın ,gözbebeğimsin.Seni kime emanet edip de gideceğim derdin be dedem:((

Bana bakarken gözlerinin içi gülerdi hep.

Ve hangi yaşta olursam olayım sen bana hep böyle güzel baktığın için...Şimdi olsan yine öyle...

Yok ki senin gibi biri,bulamadım ki…Yerine birini bulamam ki ben…

Dedem:Japon

Ben:Ha dede

Dedem:Japon ben biliyorum sen yapacaksın,okuyacaksın!Söz ver bana

ps:Dedem okul okuma meraklısı idi.Annemi okurken un fabrikası olan bir aile istemeye gelmiş.Ve şöyle demişler:

-Hacı Bey,kızınızın üstüne bir han yapalım .Okulu bıraksın evlensin

Dedem:Bey,benim malım mülküm benim kızımın.Benim kızım okuyacak.Benim size verecek kızım yok bu şekilde demiş,kapıyı göstermiş ki karşısındaki kişiler kendinden daha varlıklı kişilermiş.

Ben böyle bir adamdan söz ediyorum bu sayfalarda...tanıyınız diye...:)

Çok muhtemelen annem de bu anektodu yazdığım için kızacak ama idare ederiz artık:)

-----------------------------------------------------------

fotoğraf (11).JPG

Bunu da bana dedem seçip getirmişti.

Dedem:Japonunki bu olacak,ona bu yakışır ,Japona ver o işini bilir ,der ;işin içinden çıkardı.

Benim için en güzelini,en iyisini en yakışanını hep O bulurdu.En sevdiğim şeyleri hep o bilirdi.Bulup da getirirdi bir de.Çok bonkör adamdı.

Bu yüzden yerin dolmuyor ya bu vakit,yerine koyamıyorum kimseyi.

Ps:bu arada bu galiba hayatım boyunca en makyajlı halim

fotoğraf (20).JPG

Bir dede düşünün ki Mercedes ten başka arabaya binmezdi ve o dedenin en büyük keyfi tek kızının tek kızını yanına oturtup aheste aheste gezdirmek olsun.

Bir dede düşünün ki hep şıktı,ayrıntılar onun için hep önemliydi,cebinde temiz kumaş mendili takkesi hep hazırdı.Bir de her kıyafete uygun renk renk kasketi vardı.

Senin gibi bir Adam tarafından yetiştirildikten sonra bana herkes Madam zaten,senin özeliklerinin 1000 de 1ine sahip 2ci bir adama rastlamadım bu hayatta ben  maalesef:(….

Güçlü bir adam büyüttü beni.Ben çocuktum ;o hep en güçlü,en kudretli,her şeyin en iyisini bilen benim gözümde:) Benim çocukluk kahramanım,dedem...

fotoğraf (30).JPG

@GaziEvranos Cad.Yeşilköy

Ne kadar mutluymuşuz.Her şeyimmişsiniz ,ya şimdi her şeyim var ,her şeyim gitmiş neyleyim ben böyle ömrü …Her anımızın birlikte geçmesine karşılık ne de az fotoğrafımız varmış…

fotoğraf (16).JPG

 

  Şu kısacık ömürlerine 2 Hac ,3 Umre sığdırdılar.

Dedem,dinle uzaktan yakından alakası olmayan bir çok kişinin kanına girmiş.Önce Umre sonra Hac yaptırmış.Çok kişi bu sebepten ötürü bile, ‘başka türlü bir adamdı’ diye anlatırlar.

fotoğraf (5).JPG

@El Aksa

fotoğraf (13).JPG

@Kahire

Öncü ,lider…Benim gözümde tek lider sendin,geleceği önceden söyleyen.Bana oturtup tek tek anlatan ,Nasıl bir adamdın sen?Yerine kimseyi koyamadığım,yeri dolmayan…

fotoğraf (7).JPG

Dedemin bana en büyük öğüdü:

-Bak Japon beni iyi dinle:Bu hayatta her tarz insan çıkacak karşına.Her ortama girip çıkabilecek biri olacaksın.Her ortamda bulunacaksın.Geri kalmayacaksın hiçbir şeyden.Deliksiz kabuğa girip çıkabilecek biri olacaksın.A demesini de O demesini de bileceksin.Yeri gelince yerde oturup yemek yiyeceksin,insan ayırt etmeyeceksin bu hayatta.Senden olmayanın karşısında susacaksın.Ama kim olduğunu nerden geldiğini ve beni asla ama asla unutmayacaksın!!!Her insan rahmani değildir,rahmani olmayanın karşısında susacaksın…

Saolsunlar ;Aşirefendi ,Mısır Çarşısı ve üzerine eczane de eklenince şu yaşa kadar 32 milletten insan görmüş biri oldum.Şu yaşta (bence çok gereksiz bir eylem olarak)100 metre öteden insan sarrafı oldum.Elbet unutmadık toprağımızı,toprağını unutan özünü;içini unutur,aslını inkar eder.Batılı eğitim aldık ama oryantalist kültürün içinde büyüdük.

Bunlar da dedemden anekdotlar;elbet yazacak anlatılacak çok şey var ama bunlar ilk aklıma gelenler:

Dedem:Sıcaktan zarar gelmez Japon…

---------------------------------------------------------

Dedem bir sabah uyanır:Yürü Japon bugün benimle çarşıya geliyorsun.Çarşıya gideriz ,gezeriz öğlen olur.Dedem tek başıma eve gitmemi ister.

Dedem: Korkma, bin 72 ye in evin önünde.(Benim yaş 6 fln idi galiba).Aşirefendi’den koşturarak Mısır Çarşına gidişimi hatırlıyorum da, sanırım ömrümün en uzun yoluydu.Ve Mısır Çarşısı hiç bu kadar büyük gözükmemişti gözüme.Çok renkli,büyük ,karmaşık  ve ahenkli…Koşturarak güvercinlerin arasından geçip ,sessizce oturmuştum cam kenarına otobüste.Kendi kendime ilk kez bir yerden bir yere gittiğim (en uzun) andı ve korkmuyordum.

Anneannemin kapıyı açtığı andaki şaşkınlığı hatırlıyorum

Anneannem:Sen de nerden çıktın böyle!

Hemen telefon açar dedeme: Hacı bey gözün kör olsun!El kadar çocuğu salmış yollamışsın çarşıdan.Ya başına bir şey gelseydi.

Dedem telefonda bağırır: Korkak olmayacak bu hayatta! Korkak alıştırmayın bu çocuğu !Hüseyin takip etti otobüse binene kadar ne gelecek başına!Korkak alıştırmayın bu çocuğu!!Salın gitsin,o işini bilir…!

(Ne derece başarılı oldum bilmiyorum, elbet olmuştur korkularım…)

----------------------------------------------------------

Dedemle hacı arkadaşı arasındaki diyalog:

A:Hacı Bey, geçen sizin torunu sokakta yürürken gördük. Hiç sağına soluna bakmadan ciddi, dimdik asker gibi yürüyordu.

Dedem: Öyledir o!Koy bir yere gittiği gibi işini yapar, döner. Haksızlık görürse 2 de adam döver üstüneJ

Annemi hanım hanımcık yetiştirmiş ama nedense bana bir erkek çocuğu misyonu yükledi dedem.Pek kırılıp dökülemem o  yüzden.Erkek gibi bakıyorum hayata bu vakit.Galiba tek çocuk olduğum için.Bilmiyorum ben pek bu halimle övünmüyorum açıkçası.Herkesin son duymak istediğini ilk yüzüne söyleyen olmaktan,fazla dürüst olmaktan

Dedem:Sakın korkak olmayacaksın bu memlekette,korktuğun ne varsa sen üstüne gideceksin.Söz ver bakayım bana Japon?

Dedem: Asla dayak yeme, sen döv onun yerine Japon:)))

----------------------------------------------------------

Dedem: Arkası yazılı çek alınmaz Japon.

Ben: Neden? (Ben ilkokuldaydım sanırım)

Dedem: Adam çeki elinden çıkarmak istiyor, tahsil edememiş.

---------------------------------------------------------------

Bir gün karaborsanın orta yerinden geçerken, sesler geliyordu :‘Dolar indi ,mark düştü’

Ben: Dede kim bunlar?

Dedem: Simsarlar

Ben: Yani?(ilkokuldaydım sanırım)

Dedem: Milleti kandırarak para kazanıyorlar

(sonradan okuyunca öğrendik afili ismi: brokermış meğer.)

-------------------------------------------------------------

Anneannem arada kızardı:

-Yine çocuğu aldın nereye götürüyorsun Hacı Bey?

Dedem: Olsun,görsün,öğrensin her şeyi; hayatın içinde olsun.

Dedemle routumuz:SultanHamam,Tahtakale,Mercan,Kapalıçarşı,Bab-ı Ali,Cağaloğlu,Aşirefendi,Mısır Çarşısı,Eminönü…(İyi bilirim o Eminönü'ndeki kuşları:)

O Mısır Çarşısı dedemle bitmezdi,tüm esnaf çıkar selam verirdi.Ne zaman gitsem ,ben yine o elinden tutup gezdirdiğin Japon oluyorum.Bir Ben oluyorum:)

-------------------------------------------------------------

Dedem: İyi elbise, kaliteli kumaştan dikilir. İnsan da öyle... İnsanın da kumaşı önemli Japon

(Düz mantıkmış meğer;insan değişmez her zaman aslı gibidir.Onu yetiştirenler de bu yüzden önemlidir.İnsanın coğrafyası da önemlidir bu yüzden.)

-------------------------------------------------------------

Dedem: Kumaşın ipliğinde hata varsa,topu tamamen atacaksın,insanı da.

(düz mantıkmış meğer:Bugün bunu yapan ileride ne yapar.Denenmişi deneme.Beğenmediğin bir şey varsa sileceksin.Hata hatadır.Küçüklü büyüklü olmaz.Bu da böyleymiş diyip üzerine çarpıyı koyacaksın;milyarlarca insan var hayatta denemek bedava.)

Yaşadıkça görüyor ya insan demlenince…

--------------------------------------------------------------

Kalelerin tepesine tırmanmayı seven dedem,nerede bir kale görse ‘Gel gidip bakalım Japon ‘derdi.

Ben:Dede buradan kenardan bakalım

Dedem:Yok olmaz,zirveye çıkıp tepeden bakalım.

-----------------------------------------------------------------

Arabasını yıkamak onun en büyük hobisiydi. Yıkatabileceği onca insan varken,bahçeye inip kuyu suyuyla saatlerce araba yıkardı. Lastikleri ayrı ayrı elleri ile arapsabunu ile parlatırdı. Hal böyle olunca arabasında her daim kova, hortum ve lastik terlik hazır bulunurdu.

Dedem bir gün ayaklarında lastik terlikleri ve elinde bir poşet ,içinde altı delik eski bir ayakkabı ile çıktı geldi.Meğerse,Emirgan’ daki camide namazını kılmış,ayakkabısını çaldırmış.Çalan kişi de kendi eski ayakkabısını bırakıp gitmiş.

Dedem: Garibanın biri ayakkabımı beğenmiş, almış gitmiş. Neyse helal olsun…

30 yıl önce İstanbul’a göçmüş Konyalı bir ağa çocuğu olarak dedem döndü dedi ki:

-Burası İstanbul Japon, arkanı iyi kollayıp kendine sahip çıkacaksın bu memlekette.

(Buraya bir açılım yapmam lazım sanırım:Evet,dedem Konya-Kadınhanlı Hacı Mustafa Ağa ‘nın oğlu’dur.Bildiğiniz herkesin gelip elini öptüğü toprak ağası imiş.Anlatılan rivayete göre ve bendeki fotoğrafa göre mavi gözlü bir Noel Baba imajı var.Öyle biri imiş ki;bayramlarda büyük sofralar kurdurtup ilk askerlere,yetimlere,düşkünlere,öksüzlere yemek verdirtirmiş.’Tok evin aç kedileri’diye bağırıp,en son bayram yemeğini ev ahalisine verdirtirmiş.Hiçbir şeyi yokken,sapasağlamken başı secdenin üstünde ,namaz kılarken ölü bulmuşlar.Cenazesinde insan seli olmuş.Tanımadıkları yetim,öksüz,düşkün,yeni evli..vs her kim varsa gelip dedemlerin (oğullarının )elini öpmüş.Meğer Hacı Mustafa Ağa herkesten gizli,ailesinden bile,bir sürü insana bakıyormuş,yardımlar yapıyormuş.Şehir merkezine çok uzakta olan Kadınhan’da halen yaptırdığı camisi ve su hayratı duruyor Konya’da.Hacı Mustafa Ağa da kız torunlarını severmiş,elbette annemin de kendi dedesi ile anıları var.Fakat bendeki dede bir acayip olduğu için bizimkiler daha sıra dışı.Yaşasa fenomen olma yolundaydı bence,benim dedem:)Şöyle ki,annemin Konya’da yapılan nişan töreni Konya gazetesine haber olmuş.Evet ve maalesef benimkinin de cenazesi Ataköy camisini doldurdu.Benimkinin de hiç ummadığım bir anda aniden beyin kanaması sebebi oldu,yarım kaldık sonrasında hep.)

ps:ben bu kısmı nasıl da unuttum bilmiyorum ama dedem ve Mercedes amblemleri:) Şimdi anlamadığımız, anlam vereceğimiz bir moda akımı olarak Mercedes amblemleri kopartılır ve itina ile kolye ucu olarak kullanılırdı.Evet böyle tuhaf dönemlerdi:) Ve arabasına bu kadar düşkün olan dedeminki de en çok kopartılanlardandı sanırım:)

Dedem söylenerek elinde kutuyla gelir:

-Tut Japon şunu!Yine amblemi koparmış it oğlu itler:!!!

---------------------------------------------------------------

Çatlak mobilya ve plastik çiçek modasının en revaçta olduğu dönemde dedem elinde sarı güllerle geldi.Meraklıydı ev eşyasına,her şeyin en iyisini bulup da gelmeye:))

Ben:Dede bunlar ne böyle?

Dedem:Sarı yakışır buraya,sarı açar beyaz mobilyayı.Kırmızı olmaz.

--------------------------------------------------------------

Dedem bir gün elinde kocaman yeni albümlerle gelir.Önüme de tüm fotoğrafları döküp koyar.

Ben:Dede bunlar ne?

Dedem:Japon otur buraya.Sen yapacaksın bu albümü.

Fotoğrafların hepsini anlata anlata dizdirtti ,tanımadığım herkesi tanıttı bana.

---------------------------------------------------------------

Dedem anjiyo yaptırmak için doktoru kapıp İngiltere ye gittiğinde;dönüşte elinde kocaman bir After Eight kutusu (Tr olmadığı zamanlar) ile geldi.(yanında da bir sürü şey getirmişti,çok iyi hatırlayamıyorum ama en olmadık şeyleri bulup da gelmek de üstüne yoktu.En acayibi sanırım elektrikli radyatör idi.)

Neyse o çikolata kutusunun içi boşaldı bitti.

Dedem:Japon alsın onu,dedi.Sen sakla bunu Japon ,dedi.

Uzun yıllar sakladım.Dedem vefat etti ,kutu parçalanana kadar sakladım.Maalesef kutuyu atmak durumunda kaldım.(İçinde negatif film ,eski askerlik resimleri fln vardı.)Sonra çok aradım aynı kutuyu bulamadım,hala bulamadım.

Sanırım catering pack olarak geçiyor şimdi fakat,sağ yanında kocaman kırmızı bir fiyonk vardı .Bir de kutu şimdilerdeki gibi değil;epey kalıplıydı.Galiba Kafkas’ın eski nostaljik kutuları gibi…

-----------------------------------------------------------------------

Herhangi bir şey olduğunda ;

Dedem:Sal Japonu gitsin,rahat bırakın şu çocuğu .Japon işini bilir.

 ------------------------------------------------------------------------

Dedem:Japon yürü sen benimle geliyorsun

Ben:Dede nereye?

Dedem:Çok konuşma da bin hadi arabaya,mezarlık aldım.

(Gider varırız,Topkapı’ya)

Dedem:Japon bu mezarlığın yerini iyi öğren sen.

Ben:Dede her yer dağ taş toprak.Niye burası?

Dedem:Özal burada ,olmaz buraya bir şey.Japon burayı iyi öğren sen.Sakın unutma buranın yerini…

(O mezarlık yapılana kadar,o taşlar koyana biz hep gittik dedemle.)

Dedem:Japon atla hadi gidiyoruz.

Ben:Dede neden ben?

Dedem:Bırak şu zinzortları atla gidiyoruz.Buranın yerini iyi öğren sen Japon,dedem dedi idi dersin sonra.Japon anladın mı buranın yerini sen,sakın unutma burayı ,SEN sakın Japon!

(Evet,ben o dağın taşın dolduğunu gören ben.Evet,ben maalesef o mezarlığın dolduğunu gören ben.Her şeyin değiştiğini,o fonun değiştiğini ama insanın içinin aynı kaldığını gören ben.SENİ ASLA UNUTMAYAN BEN.

Ve neden ben?’i yıllar sonra anlayan ben.Oturup her şeyi tek tek anlatmışsın bana,oya gibi işlemişsin beni de haberim olmamış.Sen nasıl bir adamdın ki;anlattığın her şey tek tek karşıma çıktı,çıkmaya da devam ediyor.Üstüme öyle sorumluluklar,öyle yükler bırakmışsın aslında da haberim yokmuş.Hayatı önüme çözüp gitmişsin de haberim olmamış.Sen yaşanılacak adamdın,anlatılacak değil.Ne şanslıymışım da haberim yokmuş.

Ve ben,seni asla unutmayan ben.Her zaman,Hacı Halil İbrahim’in yetiştirdiği tek kızının tek kızı olan ben, her yerde sana layık olabilmeye ,sana yakışanı yapmaya çalıştım.Yok ötesi benim bu hayatımın;sen ki en büyük şifresi,sen ki en büyük kahramanı ve tek klavuzu,kutup yıldızı…)

--------------------------------------------------------------

Dedem bir gün elinde çerçeveli bir yazı ile çıktı geldi, yazıyı babalar günü ile ilgili banka vermiş ;dedem de çerçeveletip getirmiş.Yazıda diyordu ki:

ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜRLER
6 yaşında Babam her şeyi biliyor,
10 yaşında Babam her şeyi biliyor,
15 yaşında Ben de babam kadar biliyorum,
20 yaşında Şu muhakkak ki babamın öyle pek fazla bir şey bildiği yok,
30 yaşında Bir kere de babamın fikrini sorsam fena olmayacak,
40 yaşında Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor,
50 yaşında Babam her şeyi biliyor,
60 yaşında Ahh...Babam hayatta olsaydı da kendisine bir danışabilseydim

Ben:Dede bu ne?

Dedem:Sıpalar görüp okusun diye!Buna iyi bak Japon sen de,ileride anlarsın.

 -------------------------------------------------------------------

Şimdi seni inan,çok daha iyi anlıyorum.Neyi ,neden yaptığını ne anlatmak istediğini şimdi daha iyi görüyorum.30 yaşında bu satırları ancak yazabilirken,hayatım boyunca sana en çok 30 yaşında ihtiyaç duydum sanırım.Şimdi yaşıyor olsan ne olurduk ya seninle,bir düşünsene?Otursak konuşsak balkonda,taksan beni koluna da gezdirsen arabayla…Sensizlik ne kötü bilemezsin,anlatamam.Şimdi ne yapsam Gerçekten yüzüm gülmüyor,ne anlamsızmış hayat ne yalanmış bu dünya.Hep dede dedim;ama gerçek babam sendin.Zira hakkını ödeyemem asla,emeğin çok üzerimde…

Etrafındaki herkes ; Hacı Ağabey bir başka türlü adamdı diyor ve hala…Ne güzel şey böyle anılmak…

Canım dedem benim,

Seninle en çok vakti geçirmiş ve yetiştirdiğin tek  torunun olarak; bana  ayırdığın vakit,verdiğin emek,gösterdiklerin, öğrettiklerin, öğütlerin ve beni karşına oturtup o küçücük halimde büyük adam gibi sohbet etmen, benim en büyük mirasım bu hayatta.

Şimdi çok zenginim çünkü beni iyi ki sen yetiştirdin...

Nur içinde yat!

Mekanın zaten cennet….

 

ps:Şimdi bunları yazdığımı görse çok muhtemelen şöyle derdi:)

-Kalk kızım oturup durma şunun başında,hadi seni bir yere götüreceğim

Ben:Dede nereye?

-Çok konuşma da hadi bir hazırlan görelim Japon:)

(elimden tutup)

-hadi gidelim Japon:)  buradan,s.et milleti atla arabaya sen:)

2013