YEŞİLKÖY

Yeşilköy sokakları, buram buram anı kokuyor bana.

Her köşe başı bin hatıra saklı Yeşilköy’de benim için.

Ne yana dönsem elime yüzüme bulaşmış

Ben ne zaman Yeşilköy’e gitsem çocuk olup, bir mahzunlaşıyorum.

Çocukluğumun koşturduğum sokaklarında şimdi her şey hazan sanki

Sarı sonbahar yaprakları, yaz geceleri uzun balkon muhabbetleri

Roma dondurmacısı, Röne Park ve sahilde yürüyüş…

Balon ve ışıklı yoyo…

Ve ben ne zaman Yeşilköy sahilinde yürüsem

Kendime döner; samimiyetsiz dünyaya karşı takındığım maskemi çıkarırım

‘Ben’ olurum

Sanki İstanbul’un tüm karmaşasından uzak saklı bir mabet

Yeşilköy sahili benim için

En güzeli de yağmurdan sonraki toprak kokusu

Anneannemin bahçesinde oynayışım

Onca emekle gülleri koparıp anneanneme getirişim

Ve güllerin içinden böcek çıkması

Dedemin bahçede mangal yapması

Röne Parkta yaptığımız Pazar kahvaltıları gibi

Bayram çikolatasını almak için

Çikolata kutusunu ve parayı sıkı sıkı tutup

Sokaklarında kaybola kaybola Abdullah pastanesinin önünden

Pelit’e koşturmam gibi

Sonra tekrar kaybolarak dönmem gibi

GaziEvrenos'u faytonla geçmek gibi

Bilenler gibi

Çınar'dan sonra taa Çiroz'a  

en son Kosova

Her şey gibi…

Hatıra gibi…

En güzeli

‘Ben’ gibi…

ps:biliyorum ne çocukluğum ne de anneannem ve dedem geri dönmeyecek bana:(